TÜRKİYEDE SUSUZLUK ENDİŞESİ

 VE

TASARRUF BİLİNÇLENMESİ

 

Hızla gelişen dünyanın, değişen koşullara paralel olarak ülkemizde de su kaynaklarının çeşitli amaçlar için kullanımına yönelik talepler ve su ile ilgili sorunlara karşı duyarlılık artmaya başlamıştır. Su, insanoğlu için taşıdığı hayati önemin ötesinde ülkelerin varlığı, güvenlik, ulaşım ve ekonomik gelişimleri bakımından da büyük bir öneme sahip olan doğal bir alternatifsiz kaynaktır.

 

 

Dünyada ve bir çok ülkede meydana gelen hızlı nufüs artışı, havanın kirlenmesi ve yanlış su kullanımı nedeniyle yere ve zamana göre değişen bilhassa tatlı su kaynakları artık stratejik bir doğal kaynak durumuna gelmiştir.

 

 

¾ su ile kaplı olan dünyada bulunan suyun % 97.5 tuzlu, % 2.5 ‘de tatlı sudur.  Bilim adamlarının yaptıkları araştırmalara göre tatlı su miktarının % 70 gibi önemli bir kısmı Antartikada, kalan kısmının büyük bölümü de yeraltının derinliklerinde bulunmaktadır. Bu durumda yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık olarak ancak % 1 insanlar tarafından kullanılabilir durumdadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yapılan araştırmalarda Dünya genelinde sağlıklı suya kavuşan nufüsün toplam nufüsa oranı % 82 ‘dır. Sanayileşmiş ülkelerde bu oran % 99, gelişmekte olan ülkelerde % 66, Afrika da % 38, Asya ve Pasifikte % 63, Latin Amerikada ve Orta Doğuda % 77, Türkiye de ise % 93’tür.

 

 

 

 

 

Dünyada meydana gelen küresel ısınmanın potansiyel etkileri bakımından Ülkemiz de risk grubu Ülkeler arasında bulunmaktadır. Bu konuda yetkili uzmanların verdikleri bilgilere göre;

 

 

 

                        

                   DOĞANCI BARAJI                                         DOĞANCI BARAJI

 

Bursa’da Nilüfer Çayı üzerinde, şehire içme           Şimdilerde susuzlukla mücadele eden Do-    

Suyu temin etmek amacıyla 1975-1983 yılları        ğancı Barajı kent hayatını tehdit edecek

Arasında inşa edilmiş olan 2.520.000m3 hacım        nitelikte.

de 65 metre su derinliğine sahipti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ülkemizde küresel ısınma, özellikle su kaynaklarının zayıflaması, orman yangınları, kuraklık ve çölleşme ile bunlara bağlı ekolojik bozulmalar gibi olumsuz yönde etkilenecektir.

 

  

               

              MANYAS GÖLÜ                                                   MANYAS GÖLÜ

 

Dünyaca ünlü Kuşcenneti Milli Parkı’nın          Yüzölçümü 166.000 km olan  Manyas   Gölü   

Bulunduğu Manyas Gölü yüzlerce kuşa ev         nün suları, 2 km’ye yakın geri çekilirken, su

Sahipliği yapıyordu.                                           Derinliğinin gölün büyük bölümünde 30 ile 40

                                                                Santime kadar düştü.

 

IPCL’nın 2002 yılı yayımlanan V. Teknik raporunda 1901 – 2000 yılları arasında Ülkemizde;

·        Her yıl sıcaklık 0.2 c0 ‘ye kadar arttığı

·        Yağışta ortalama % 10 azalma olduğu ,

 

                              Aynı raporda 2071 – 2100 yıllarında;

 

·        Samsundan – Adanaya doğru harita üzerinde bir hat çizildiğinde; bu hattın batı kısmında 3-4 c0 , doğu kısmında 4-5 c0 civarında ısının artacağı

·        Günlük yağış miktarının 0.25 mm’ ye kadar düşeceği,

·        Buharlaşmaların artacağı,

·        Yaz aylarının daha da kurak geçeceği,

·        Yangınların artacağı,

·        Su kaynaklarının azalacağı,

·        Erozyonun artacağı belirtilmektedir.

 

Küresel ısınma ile beraber susuzluğun yaşandığı Ülkemizde, sadece insanlar değil diğer canlılarda susuzluğu yaşamaktadırlar. Eşmekaya 1977 yılında bir kuş cennet görünümünde iken 2006 yılında susuz bir çöl halini almıştır.

     

EŞMEKAYA                                                          EŞMEKAYA 2006

 

 

 

Küresel ısınma gereği Yurdumuzda meydana gelen kuraklık sadece göllerin kuruması

ile kalmamış,

 

 

       

                  

                 AKŞEHİR GÖLÜ                                                   AKŞEHİR GÖLÜ

 

Konya’nın Akşehir İlçesinde bulunan Akşehir         Akşehir Gölünün toplam alanı 30 km2, en

Gölü yaklaşık 15 yıl önce 350 km2 üzeninde            derin yeri ise 1 m kadar düştü. Konya böl-

Alana sahipti.                                                            gesi  için önemli yere sahip olan gölün ba-

                                                                                  zı kesimleri tarım alanı olarak kullanılıyor.

 

 

 

 

içmesuyu kaynaklarını da etkileyerek barajların boşalmasına vesile olmuştur.

 

 

 

                     ALİBEYKÖY BARAJI                             ALİBEYKÖY BARAJI

 

İstanbul’un su gereksinimini karşılamak için       Şimdilerde çocukların oyun alanı olan

1972’de kurulan Alibeyköy Barajı 28 metre        Alibeyköy Barajında suların tamamen

su yükseliğine sahipti.                                          Çekilmesiyle Mimar Sinan yapımı Taç

                                                                              Mahal bütünü ile ortaya çıktı.

 

 

 

 

 

 

Bilhassa İstanbul, Ankara ve İzmir gibi üç büyük vilayeti etkilemiş bulunmaktadır.

 

         

 

İnsanları susuz bırakmamak için başta Yerel Yönetimler olmak üzere değişik kaynak ve çarelere baş vuran yetkililerimiz vatandaşlardan da tasarruf yapmalarını özellikle talep etmişlerdir. 1990 ‘lı yıllarda susuzluğun ne olduğunu ve sıkıntısını yaşayan İstanbul’lular, 1 Ağustos 2007 tarihinden sonra Ankara’da yaşanan su kesintilerinin haberini alınca önemli ölçüde tasarruf yapmanın zarüretine inanmışlardır. Yanı “Bir müsibet, bin nasihatten iyidir.” Atasözü gereği toplum olarak hem suyun önemi ve hemde verimli kullanılması gerektiğine inanılarak bu husus bütün toplantı ve cemiyetlerde konuşulmaya başlanmıştır.

 

Suyun verimli kullanılması kapsamında yapılan duyuru ve önerilere vatandaşlar daha az su kullanarak ülkenin (şehrin) azalan kaynaklarına kişisel destek vermektedirler. İstanbul da halkımızın tasarrufa verdiği önem ve destek her geçen gün artmaktadır. 2007 yılı daha sıcak ve nemli geçmesine rağmen Haziran ve Temmuz / 2007 aylarında tüketilen su miktarı, 2006 yılının aynı dönem tüketiminden daha az gerçekleşmiş bu oran önümüzdeki aylarda da artarak devam edeceği umudunu vermektedir.

 

 

 

 

 

 

Yapılan tavsiyeleri evlerinde uygulayan bir çok kişi meyve sebze yıkarken musluğu açık bırakmayarak tahmi’nen yılda 18 ton,

 dişlerini fırçalarken musluğunu kapatarak 48 ton,

   

 

   

 

 düş suresini kısaltarak 18 ton ve sifonu gereksiz kullanmayarak 16 ton suyun boşa akıtılmasını önlemişlerdir. Yine bir çok kişi de tuvaletlerindeki depolara 1 ve 1,5 litrelik pet şişelerini koyarak her depodan ve her sifonun çekilmesi ile 1 ve 1,5 litre suyu kurtarmışlardır. Bir çok ev hanımı bulaşıklarını makinede ve tam kapasite ile yıkayarak yılda 26 ila 40 ton suyu tasarruf etmeyi sağlamaktadırlar.

 

        

 

Bu konuda hem tüketici ve hemde üreticilerin her geçen gün biliçlenerek daha az su ve enerji harcayan ürünü tercih etmektedirler.

 

 

 

 

 

Bonn Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rainer Stammıger’in açıkladığı araştırmaya göre 7 Avrupa ülkesinde  elde bulaşık yıkamada bir evde ortalama 103 litre su harcanmaktadır. 140 parça bulaşığın yıkanması için Almanya’da 46, Polanya’da 94, İtalya’da 115, İspanya’da 170, Türkiye’de 126, Fransa’da 103, İngiltere’de 63 litre su kullanılırken, bir bulaşık makinesi 15-22 litre arasında su harcamaktadır.

 

 

İstanbul gibi nufüsü 15 milyona yaklaşan bir büyük şehir ve sanayi merkezinde yapılacak tasarrufun önem ve miktarı birkaç yeni baraj ve tesis  yapmaktan daha ekonomik olacaktır. Çünkü en ucuz yatırım tasarruf edilen yatırımdır.

 

 

 

 

 

                 UNUTMAYIN Kİ;

EN UCUZ YATIRIM

TASARRUF EDİLENDİR.

 

 

 

 

 

 

                                                                            Maşallah TAYLAN

                                                                  İSKİ Müşteri Hizmetleri

                                                                 Daire Başkanı

                 

 

KAYNAKLAR

1- www.iski.gov.tr.

2- USİAD Raporu 2007